17. asır pek parlak olmamakla beraber, Çölemerikli Şerif Han (1688-1748), Beyazidli Murad (1736-1778) ve Kürt dilinde bir benzeri daha olmayan tıbbi bir risale yazmış olan Erivaslı Molla zikredilebilir. Aynı dönemde, Hana-ê Abadi (1700-1750) ve Selevatname adlı eser ve lirik şair Mahzuni (1783) ile başlayan, Gorani dilinde dini nazım geleneği hızla yayıldı.
   

19. asırdan I.Dünya Savaşı'na kadar olan dönemde çok sayıda şair yetişti. Bu dönemde iki akım tespit edilebilir. İlki: Dini ve tasavvufi gelenek, pekçok tekrar ve taklidiyle tasavvuf öğretilerini, Divanların beyitleriyle yaymaya çalışan şeyh ve mollaların yazılarında sürmekteydi. Bu akım, klasik İran şairlerinden çok açık bir şekilde etkilenmiştir. Nakşibendi Tarikatı'nı Kürdistan'da yayan Mevlana Halid (1777-1821), dini eserleri 20 cildi bulan Şeyh Maruf Nuri (1755-1837), Siirtli Molla Halil (1830'a doğru), Molla Yahya Mizuri, dava vekili Revanduzlu Mir Kor (1826-1889), Nureddin Bifirki (ölümü 1846) ve Xani'yi taklid ederek, Peygamber ve Kürdistan'ı metheden eserler veren Evdereham Aktepi özellikle zikredilmelidir. Süleymaniye şeyhleri de anılmalı. Bunlar; bu dünyanın azaplarına ağlayan Selim (1845-1909), Herik veya Molla Salih'i (1851-1904) taklid ederek sofi teorilerini savunan eserler veren Nakşibendi Mehri'dir (1830-1904). İran'da ise şairler daha verimlidir, örneğin; Sefi Vako (1808-1881) 20.000 beyit yazmıştır; Fatih Jibaru (1806-1876), Kürtçe, Arapça, Farsça ve Türkçe şiirler yazmıştır. Mevlevi olarak anılan, Molla Rehim Tevagozi (1806-1852) bir yenilikçidir, pekçok yeni fikrin babasıdır ve kafiyeleri farklı olan kıtalar yazmıştır. Nihayet, Ehli-hak mutasavvıfların defter ve kaleminden de sözedilebilir: 1852'de ölen Timur Kuli ve mirasçısı olan ve 1875'lere doğru yaşanmış olan Teyfur ve Derviş Newruz. Leyla ve Mecnun üzerine Kürtçe bir destanı Molla Velev Han'a (1876-1885 civarında) ve karısının ölümü üzerine yazdığı hareketli bir mersiyeyi Ahmed Bey Komasi'ye (1795-1876) borçluyuz.
   

İkinci bir cereyan ise, 19. asırda ortaya çıkmıştır. Lirizm hızla yayılmış ve vatanseverlik nihayet ve sürekli olarak şiirde yerini almıştır. Kısaca, Hakkarili Şah Pirto (1810), aynı dönemde yaşayan ve "Aşk ve Dostluk Kasidesi" ile meşhur Muhammed Ağa Caf; Kurdi (Mustafa Sahibkıran, 1809-1849); Salim (Abdurrahman Sahibkıran 1800-1866), pekçok türde usta olan Mufti Zehavi (1792-1890), Vefayi (Mirza Rahim 1836-1912) ve maharetli Edeb (Evdellah Bey Mizbah 1859-1912), hem lirik hem de tasavvufi ve vatanseverlik şiirleriyle ün kazanmışlardır. Şehrizor'lu Nadi (Mela Hizer 1797-1855), anavatanı Kürdistan'ı övmüş; uzlaşmaz Hacı Kadir Koyi (1815-1892) ise, bilimsel ilerlemenin verdiği ilhamla, molla ve şeyhlerin zihni uyuşukluğuna veryansın etmiş, şeyhlerin modern yaşama uyum sağlayamayacağını iddia etmiştir. Din adamlarını bencillik ve fikir hürriyetine mani olacak şekilde zihni tembellikle suçlamıştır. Şiirleri hala gençleri heyecanlandırmakta, ayağa kaldırmakla, materyalist felsefesine rağmen (veya bu sebeple), bugünkü şairleri bile etkilemektedir. Şeyh Rıza Talabani'den (1835-1910) ayrıca sözetmeli; Talabani, tuhaf bir şahsiyet, tuhaf olmakla beraber, bir agnostiktir. Yalnızca Kürtçe değil, Farsça ve Türkçede irticalen şiir söyleme kaabiliyetine sahipti. Kısa hicivlerin kendine has bir tadı ve cazibesi vardır. Genellikle derin bilgisini sergiler, bazen öğreticidir; fakat zaman zaman kabalığa ve alaycılığa kayar. Ancak, hala Iraklı Kürt şairlerinin en iyi bilinenlerindendir.
   

Yeni Dönem: 1920'den Günümüze
Osmanlı İmparatorluğu'nun çözülmesinden sonra, yeni devletlerin kurulmasıyla Orta Doğu'ya hayli değişiklik getirmiş olan I. Dünya Savaşı, Kürt edebiyatını da etkiledi. Önceleri İstanbul, Kürt münevverlerinin biraraya geldiği ve eserlerini neşrettikleri bir merkezdi. Bugün ise, Kürt edebiyatının odak noktası Irak'a ve özellikle başkent Bağdat'a kaymıştır. Ancak tek merkez burası değildir. Lakin Kürt edebiyatına ivme verebilecek olanlar, sadece Kürt dergilerini yayınlayanların çabalarıdır; eski şairlerin eserleri ve yeni yazarların ürünleri, bu dergilerde sergilenmektedir. Düşmanlıkların sona ermesi ile birlikte, Kürt yayıncılığı ve dergiciliği, Irak'ta, başta merkezleri olan Bağdat, Kürt miliyetçiliğinin ocağı Süleymaniye, Revanduz ve Erbil olmak üzere, serbestçe gelişmeye başladı. Çoğu kısa süreli olduğundan hepsini sıralamak gereksiz. Fakat, edebi ve sosyal değerlerini gözönünde tutarak bazıların kısaca tanıtalım. Süleymaniye'de çıkan Jin adlı haftalık dergi, 1924'den beri aksamadan yayınlanmıştır; 1939-1949 arasında Bağdat'da Gelawej; 1954'ten beri Erbil'de Hetaw yayınlanmıştır.

 

Anasayfa

1  2  3  4  5  6