20. Yüzyılda Kürt Folkloru


Avrupalı Doğubilimcilerin 19. yüzyılda başlattığı Kürt Folklor araştırmaları, 20. yüzyılın başlarında büyük bir ivme kazanarak devam etti. Bu araştırmalarda özellikle Rus, Alman ve Fransız akademisyenler ön planda oldular. Alman profesör Oskar Mann, 1903 yılında Türkiye ve İran'da uzun süren geziler yaptı. Mann,bu gezilerde derlediği Kürt Folklor ürünlerini 1906-1909 yıllarında Berlin'de Kürtçe-Almanca olarak yayımladı. Ardından yine Alman araştırmacı A. Von Lekok'un derlemeleri yayımlandı. Ruslar,Kürdoloji araştırmalarına eskiden beri büyük önem veriyorlardı.1850'lerde A. Jaba ile başlayan çalışmalar, devlete bağlı akademi ve kurumlar tarafından yoğun bir şekilde yürütülüyordu.
1911 yılında, İ. A. Orbelli, Rusya Doğu Bilimleri Akademisi'nce görevlendirilerek Türkiye'ye gönderildi. Kısa sürede Kürtçe öğrenen Orbelli, Van dolaylarında, özellikle Müks'te yaptığı çalışmalar sonucunda çok sayıda folklor materyali derledi ve bunları Petersburg'da yayımladı. Ekim Devrimi'nden sonra Ermenistan'ın başkenti Erivan, Kürdoloji araştırmalarının merkezi konumuna geldi. 1931 yılında Erivan Üniversitesi'nde Koro Zakaryan başkanlığında Kürt Folklorunu araştırıp,derlemek için bir komisyon kuruldu.Kürdoloji araştırmaları tarihinde ilk defa olarak,bu komisyon vesilesiyle "Cedoyê Gênco","Hecyê Cindi" ve "Casimê Celil" gibi Kürt araştırmacılarda görev aldı. Çok sayıdaki Kürt destanının değişik varyantları, pek çok türkü,masal,metelok, atasözü,lawıc v.s. gibi folklor denemelerinin yer aldığı 600sayfalık bu değerli araştırma 1936 yılında yayımlandı. Yine o arada ilk defa olarak Ermeni kompozitörü Asatun Haçaturyan tarafından pek çok Kürtçe türkü notalandırılarak ,Kürt müziği modern enstrümanlarla da icra edilmeye başlandı. Kürt Folklorunun zenginliği her zaman Avrupalı Doğubilimcilerin dikkatini çeken bir husus olmuştur. Bunu Rus araştırmacı O. Farizov,"Kürt sözlü edebiyatı suje,stil ve ezgi zenginliğiyle Ortadoğu'da ki diğer halk edebiyatlarının en ön sıralarında yer almaktadır" diye ifade eder. Kürt folklor araştırmaları,yalnız Kürt kültürünün zenginliklerini ortaya çıkarmakla kalmıyor ;bu bize Kürtlerin geçmiş zamanda yaşamış olduğu toplumsal yaşam süreçleri,mantalites i, ilişkileri ve siyasi durumu hakkında da fikir veriyor. Bu nedenle ünlü Kürdolog Vilçevski,"Kürtler ve Kürt edebiyatı üstüne yapılacak bütün incelemeler,özellikl e ve herşeyden önce bu halkın folkloru üstüne yapılmış incelemeler olacaktır"diyerek folklor araştırmalarının önemini vurguluyor. Celaded Bedirxan,1930'lu yıllarda Kürt dili üzerinde çalışmaya başlarken,uzak diyarlardan çok sayıda dengbêj, çirokbêj getirterek onları dinlemiş ve Kürt folklorundan yararlanarak gramer kurallarını tespit etmiştir. Kürt folkloru üzerine araştırma yapan yabancılar,bazen bir türkünün bir dizesinden dahi belli sonuçlar çıkarmaya çalışmışlardır.Örneğ in: Bazil Nikitin , Evdalê Zeynikê'nin "Evla Beg" adlı türküsündeki "Mirê mı jı dîvanê derket du milmilî-Çu dîvana /Çerkez Omer kira gilî-Dîwan teng bu, milê Mirê Zirav tê da nedfitilî" dizelerinden yola çıkarak önemli sosyolojik tespitlerde bulunur.

Örneklemek gerekirse; "Sîyabendê Silivi" destanı bize Kürt yiğitliğinin tipik bir numunesini sunmaktadır.Küçük yaşta öksüz kalıp,pek çok acı ve sıkıntı çektikten sonra,bileği bükülmez bir yiğit olarak ortaya çıkan Sîyabend,kendine düşman bellediği "Felek"in peşine düşer.Kendisi "Feleğin"gaipten bir varlık ve Allah'ın elçisi olduğu"söylenmesine rağmen o,hasmını inatla aramaktan vazgeçmez. Aynı şekilde "Filitê Qitd" hikâyesi de bize,yüzyıl öncesine kadar Kürt coğrafyasının pek çok yerinde yol kesip haraç almanın doğal bir hak olarak telakki edildiğini ve bunun çok sayıdaki kimsenin günlük geçim kaynağı olduğunu göstermektedir. Bunun gibi değişik sözlü edebiyat kaynakları eski zamanlarda kadının Kürt toplumsal yaşamında etkin bir rol oynadığını ve kadınla erkek arasında kaç-göç olmadığını da ortaya koymaktadır. " Dewrêşê Evdî " destanındaki aşk öyküsü önemli bir gerçeği daha göstermektedir.Müslü man bir aşiret reisinin kızı ile Yezidi Kürt genci arasındaki aşk ilişkisinin toplum tarafından normal karşılanması,hatta kutsanması,bize dinin toplum ilişkilerinde sanıldığı kadar etkin rol oynamadığını göstermektedir. Geçmiş yüzyıllarda Güneydoğu bölgesiyle Serhad arasında mevsimlikgöçün yoğun olduğunu ve Serhad yöresindeki pek çok aşiretin Güneydoğudaki aşiretlerin bir parçası olduğu gerçeğini iyine sözlü edebiyat kaynaklarından öğreniyoruz. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz : Kürt Folklorunun araştılması ,bilinmesi ve öğretilmesi ,Kürtlerin kendi kendilerini tanımasıyla eş anlamlıdır ve geçen yüzyıl bunu net olarak göstermiştir.

(Ahmet ARAS/BAKIŞ Gazetesinin derlediği,1900'den 2000'e Kürtler /Kronolojik Albümünden alınmıştır)